Antakya'nın Kuruluşu ve Helenistik Dönem: Tarihe Yolculuk
Görsel: Maarten Sepp / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Hatay'ın incisi Antakya'nın MÖ 300'deki kuruluşundan Roma dönemine uzanan Helenistik mirasını keşfedin.
Hatay denince akla gelen ilk yerleşimlerden biri olan Antakya, köklü geçmişiyle Anadolu'nun en eski kentlerinden biridir. Bölgenin iskân tarihi, araştırmacılara göre orta paleolitik döneme, hatta 2,5 milyon yıl öncesine kadar uzanabilir. Ancak kentin bugünkü adıyla anılan tarihi, MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender'in Persleri yenmesiyle başlar. MÖ 333'teki İssos Savaşı'nın ardından Makedon egemenliğine giren bölge, İskender'in ölümünden sonra komutanlarından Seleucus I. Nikator'un yönetiminde yeni bir kimlik kazanmıştır.
Antakya'nın Doğuşu: Antigonia'dan Antiokheia'ya
Seleukos kralı I. Seleucus, bugünkü kentin bulunduğu alanda daha önce kurulmuş olan Antigonia kentini tamamen yıktırdı. Tahta geçişinin 12. yılında, MÖ 22 Mayıs 300 tarihinde törenle yeni bir kentin temelini attı. Bu yeni kent, babasının adına izafeten Antiokheia olarak adlandırıldı ve Seleukos Devleti'nin merkezi oldu. Antigonia'nın halkı yeni kente aktarıldı, yapı malzemeleri de inşaatta kullanıldı. Seleucus, aynı adla 16 kent daha kurmuştu; ancak Antakya, Asi kenarındaki Antakya veya Defne yakınındaki Antakya gibi adlarla diğerlerinden ayrılıyordu.
Antakya'nın kuruluşundan önce Defne'nin (Harbiye) varlığı bilinmektedir. Seleukos Nikator, Defne'de güzel caddeler, tiyatro ve mesire yerleri kurdurdu; tapınakları ve caddeleri, başta Apollon heykeli olmak üzere heykellerle süsletti. Buraya verilen önemin tek nedeni sayfiye yeri olması değildi; Defne, mitolojideki kutsal efsanesi nedeniyle de kutsal sayılıyordu.
Kentin Planı ve Dört Mahallesi
Antakya'nın kent planı, Xenarius tarafından çizilen ve ızgara plan olarak tanımlanan bir düzene sahipti. Sokaklar, kışın güneşi görecek, yazın ise Asi Vadisi'nden gelen rüzgarı alacak şekilde tasarlanmıştı. Lazkiye'nin planının da aynı olması nedeniyle iki kent uzun süre kardeş veya ikiz kentler olarak anıldı.
Kent, her biri ayrı surlarla çevrili dört mahalleden oluşuyordu ve bu yüzden tetrapolis (dördüz şehir) olarak nitelendirildi. İlk iki mahalle, Seleukos I. Nikator tarafından Asi kenarında kuruldu; birine Makedonyalılar ve Yunanlılar, diğerine Suriyeliler yerleştirildi. Üçüncü mahalle, Seleukos II. Kallikinos (MÖ 246-226) tarafından Ası nehri içinde kuruldu ve kral sarayı burada bulunuyordu. Dördüncü mahalle olan Epifania ise Silpius Dağı eteğinde, kente en parlak dönemi yaşatan Antiokhos IV. Epifanes (MÖ 175-164) tarafından inşa edildi.
Hellenistik Dönemde Antakya'nın Yükselişi
MÖ 195 yılında Antiokhos III. döneminde Kartacalı Anibal Antakya'yı ziyaret etti. Bu dönemde kent, bölgede ticari ve askeri açıdan önemli bir konuma sahipti. Seleukos Devleti'nin başkenti olmanın ayrıcalığını taşıyan Antakya, görkemli yapılarla donatılmıştı. Antiokhos Epifanes, kentte su kemeri, kent kurulu binası, Jupiter Kapitolinus Tapınağı ve devlet agorasından başka bir de ticaret agorası yaptırdı. O dönemde yalnızca Miletos ve Pergamon gibi büyük kentlerde iki agora bulunurdu. Meyve bahçeleri, anıtları ve muhteşem yapılarıyla herkesi cezbeden şehirde sık sık şölenler ve olimpiyatlar düzenleniyordu.
Başkentin yakınındaki Defne (Daphneia), villaları ve caddeleriyle çok güzel bir yazlık kentti. Sirk, tiyatro, han, halk hamamları, mermer caddeler, tapınaklar ve çeşitli heykellerle süslenmişti; buraya çoğunlukla hanedan mensupları ve yüksek sosyete gelirdi. MÖ 67 yılında Kilikya Valisi Markius Reks, şehirde bir sirk yaptırdı.
Roma Dönemine Geçiş ve Miras
MÖ 64 yılında Antakya, serbest şehir statüsüyle Roma İmparatorluğu'na katıldı ve imparatorluğun Suriye Eyaleti'nin başkenti oldu. MÖ 47'de kenti ziyaret eden Sezar, büyük yapıların kurulmasını sağladı; Roma Valisi Cassius, Partların kuşatmasına burada direndi; Antuvan ile Kleopatra'nın bu güzel beldede bir süre misafir kaldığı tarih kitaplarından öğreniliyor. MS 1. yüzyılda Antakya, yüzölçümü ve nüfus bakımından Roma, İskenderiye ve Ktesiphon'dan sonra dünyanın 4. büyük şehriydi. Dünyada ilk kez sokak aydınlatması, Antakya'nın ortasından geçen iki tarafı mermer sütunlu muhteşem caddede (bugünkü Kurtuluş Caddesi'nin bulunduğu yerde) uygulandı.
Antakya, Helenistik dönemin parlak mirasını Roma çağına taşıyan bir kültür ve ticaret merkezi olarak tarihteki yerini aldı. Bugün bile kentteki kalıntılar, bu görkemli geçmişin izlerini taşımaktadır. Antakya'nın kuruluş hikayesi, yalnızca bir kentin doğuşunu değil, aynı zamanda medeniyetlerin kesişim noktasındaki bir merkezin yükselişini anlatır.
Kaynak: hatay.ktb.gov.tr, hatay.ktb.gov.tr, hatay.bel.tr
Görsel: Maarten Sepp, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
THA - TürkAta Haber Ajansı