İçeriğe geç
  • Dolar 49,5565 ▲ %0,10
  • Euro 55,7692 ▲ %0,12
  • Sterlin 66,1467 ▲ %0,39
  • Gram Altın 6.633,21 ▼ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 90,76 ▼ %0,67
  • Bitcoin 4.034.642 ▼ %0,63
  • BIST 100 11.721,72 ▼ %2,89

Futbol

Avrupa'da Türk takımlarının sınavı: Beşiktaş'ta Italiano farkı öne çıkıyor

Avrupa'da Türk takımlarının sınavı: Beşiktaş'ta Italiano farkı öne çıkıyor

BirGün'ün haberine göre, Avrupa kupalarındaki maçlar Türk futbolunun altyapı ve teknik direktör donanımındaki eksiklikleri ortaya koydu. Italiano'nun oyun disiplini Beşiktaş'ı öne çıkarıyor.

BirGün'ün haberine göre, Avrupa kupalarında mücadele etmek, futbol dünyasının küresel yapısını anlamak ve bu yapı karşısındaki durumumuzu gözlemlemek açısından önemli bir ayrıcalık sunuyor. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın oynadığı karşılaşmalar bu perspektiften değerlendirildiğinde, ciddi çıkarımlar yapmayı mümkün kılıyor. Trabzonspor ise bu değerlendirmenin dışında tutulmayı hak ediyor; çünkü onların daha güçlü rakiplerle karşılaşacağı maçları beklemek daha anlamlı olacaktır.

Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde sergilediği performans, taktik anlayış, teknik direktör yönetimi ve oyuncu kalitesi bakımından ciddi biçimde eleştirilmeyi gerektiriyor. Belirli bir ekol üzerine inşa edilen İspanyol ve İngiliz futbolunun, sistematik bir yapıyla taktiksel bütünlük sağlaması ve bunu sahada tüm ayrıntılarıyla göstermesi, bizim en belirgin zaafımız olarak öne çıkıyor. Bu alanda kurumsal bir kültürel kod oluşturamamış olmanın sıkıntısı fazlasıyla hissediliyor.

Bir diğer önemli nokta ise altyapıdan yetişen oyuncuların, bu ekol kurgusu sayesinde henüz 17 yaşına geldiklerinde tam donanımlı hale gelmeleri. Bu durum, altyapı işletme modelimizi bilinçli olarak ticari bir mekanizmaya feda etmemizin yol açtığı gizli zararları gözler önüne seriyor. Premier Lig, endüstriyel futbol anlamında İspanyol futbolundan farklı bir yapı sergilese de İngilizlerin bu konudaki çabaları ve sonuç almaları, İspanyol futbolu kadar olmasa da değerli bulunuyor. Özellikle Barcelona merkezli İspanyol futbol kurgusunun bu amaca hizmeti, yalnızca kulübün kazandığı kupalarla değil, milli takımın başarılarıyla da tescil edilmiş durumda.

Tüm yetersizliklere rağmen, rekabet anlayışımızın yaşlı ve yüksek bonservis bedelli oyuncularla sonuca gitme histerisinden ibaret olması bizi başarıdan uzaklaştırıyor. Bu durumun ticari bir mekanizma ve adeta bir servet transferi olarak kabul görmesi, küresel rekabetten uzak kalmamızın en belirgin nedeni olarak görülüyor.

Maçlarda dikkat çeken bir diğer ayrıntı, antrenör anlayışı ve donanım farklılıklarıydı. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'ndeki teknik direktörlerin tamamı, takım oyununu belirginleştirdikleri gibi neyin oynanması gerektiğinin de sorumluları olarak sahaya tamamen hakimdiler; zaten bu yüzden tercih edilmişlerdi. Okan Buruk ve İsmail Kartal'ın bu konudaki eksiklikleri ise fazlasıyla belirginleşti ve bu arenada rekabet edebilecek donanıma sahip olmadıkları net olarak ortaya çıktı.

Beşiktaş ise bu konuda bir ayrıcalığa sahip. Vincenzo Italiano bu ayrıntının en önemli faktörü olarak öne çıkıyor. Italiano henüz kusursuz bir taktiksel bütünlük sağlamış değil; fakat oyun formatı olarak bölgesel ve yarım alan oyunlarında bir disiplin kurmuş durumda. O da işinin ne kadar zor olduğunun bilincinde. Belki kenardan oyuna fazla müdahale ediyor, fakat bu sayede oyunu tutmaya çalışıyor; muhtemelen en önemli özelliği de bu.

Özellikle 3. bölgedeki oyun kalitesi ve 1. bölgedeki zaaflar, takımın olumlu ve olumsuz kırılmalar yaşamasına neden oluyor. Hem kolay gol atıp hem de kolay gol yemek üst düzey maçlar için büyük bir sorun teşkil ediyor. Bunu önlemenin yolu, oyun sadakatini ve oyun disiplinini diri tutmaktan geçiyor; antrenörün tüm çabasının da bu yönde olduğu anlaşılıyor.

Italiano'nun rotasyon konusundaki tutarlılığı, hem maç kadrosunda hem de oyun içindeki hamlelerinde diğer iki hocadan daha tutarlı ve sonuç odaklı. Özellikle İsmail Kartal'ın Lukaku, Asensio ve Kanté'yi oyunun dışında tutmasını anlamak mümkün değil. Kartal'ın hem taktiksel zafiyetleri var hem de oyuncu seçimini bu zafiyetlere rağmen yanlış yapıyor; bunun sonucu sadece bu maçta değil, tüm maçlarda kayıp olarak görülüyor.

Oyunu okuma ve müdahale etme konusunda Okan Buruk çok daha fazla hata yapıyor. Elindeki kadronun Fenerbahçe ve Beşiktaş'tan daha iyi olmasına rağmen, yaşadığı zaaflar direkt skora etki ediyor. Süper Lig'de belki bunun telafisi oyuncu kalitesinin yüksekliğiyle mümkün olabilir, fakat Şampiyonlar Ligi'nde bu hataların cezası hemen kesiliyor. Son 4 senedir Avrupa'daki başarısızlığın temel nedenlerinden biri de bu.

Her şeye rağmen genel görüntüde Vincenzo Italiano ve Beşiktaş bu süreçte bir adım önde görünüyor. Son olarak Beşiktaş taraftarına da şapka çıkarmak gerekiyor.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…